Türkiye’de 2001 Şubat Krizinin Etkileri

Türkiye’de 2001 Şubat Krizinin Etkileri

Türkiye Kasım 2000’de yaşadığı krizin ardından, 2001 Şubat ayında ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu yıllarda Türkiye ekonomisinin gösterdiği yüksek büyüme performansına rağmen, işgücü piyasası krizden olumsuz olarak etkilenmiş, işsizlik yüksek oranlarda artmış ve istihdamda önemli oranda düşme yaşanmıştır. Kriz sonrasında büyümenin istihdamı destekleyici yönde olmaması mevcut olan işsizlik probleminin çözümünde sadece ekonomik büyümenin yeterli olmayacağının bir göstergesi olmuştur. 2001 yılını takip eden yıllarda işgücü piyasasındaki olumsuz durum değişmemiş işsizlik yüksek oranlarda seyretmeye, istihdam ise düşük seviyelerde kalmaya devam etmiştir. 2000 yılında %6,5 oranında olan işsizlik oranı 2001 krizinin ardından 2002 yılına gelindiğinde  %10,3, 2004 yılında ise %10,8 değerine ulaşmıştır. Bu yıllarda kaydedilen yüksek büyüme oranlarına rağmen, 2007 yılının sonunda küresel krizin hemen öncesinde işsizlik oranı %10,3 olarak kalmıştır. Bu durum Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme performansına rağmen, istihdam yaratma kapasitesinin yeterli seviyede olmadığının göstergesidir.

2001 ekonomik kriziyle birlikte hem kadın hem de erkek işsizlik oranlarında artış görülmüştür. Erkeklerde bu oran kadınlara nazaran daha fazla artış göstermiştir. 2000 yılında %6,6 olan erkek işsizlik oranı 2001 yılında %8,7, 2002 yılında ise %10,7 oranına ulaşmıştır. Bunun yanı sıra işgücüne katılım oranları açısından değerlendirildiğinde Türkiye’de bu oranlar 2000’li yıllar içerisinde %50’nin üzerine çıkamamıştır. 2001 krizinin hemen akabinde gelen yıllarda, erkek işgücüne katılım oranı azalırken kadın işgücüne katılım oranı artmaktadır. Bu durum erkeklerin işini kaybetmeleri sonucunda kadınların kendi hesabına çalışarak evlerinin geçimine katkıda bulunmaları olarak açıklanmaktadır. 2000 yılında erkek işgücüne katılım oranı %73,7 iken kadın işgücüne katılım oranı %26.6’dır. 2001 krizinin ardından 2002 yılına gelindiğinde bu oran erkeklerde %71,6’ya düşerken, kadınlarda %27.9’a yükselmiştir. 2001 krizinin ardından işsizlik en çok genç grup içinde önemli bir sorun haline gelmiş, işgücüne katılım oranları yıllar geçtikçe azalmaya başlamıştır. Kriz sonrası dönem içinde 15-24 yaş arası grubun işsizlik oranları %13’lerden %20’lere kadar çıkmıştır. İşgücüne katılma oranları ise %42’den %37’lere kadar azalma göstermiştir. 2002 yılında Türkiye %10.3 iken genç işsizlik oranı %19.2’dir. Benzer bir şekilde, 2007 yılında toplam işsizlik oranı %10.3 iken genç işsizlik oranı %20’dir. Bu durum ülkemizde genç işsizliğin, yetişkinlere oranla daha yüksek olduğunu ve gençlerin bundan olumsuz yönde etkilendiğini göstermektedir. Genç işsizlik ile ilgili olarak bir diğer önemli durum ise 2001 krizinden olumsuz olarak en çok eğitimli genç grup etkilenmiştir. Bunun sonucu olarak, 15-24 yaş grubundaki işsizlerin içinde üniversite mezunlarının çok olması, Türkiye’de yüksek eğitimini tamamlamış genç gruplar için işgücü istihdamının kriz sonrası dönemde yeterli olmadığını belirtmektedir.

Tablo-1: Türkiye İşsizlik ve İşgücü Katılma Oranları, 2000-2010

Tablo-2: 15-24 Yaş Grubu İşsizlik ve İşgücüne Katılma Oranları

2001 krizi sonrasında, mevcut olan olumsuz koşullardan kurtulmak adına uygulanan strateji, bu döneme rastlayan Sekizinci Kalkınma Planı kapsamında, yatırımların artırılması, ekonominin büyümesinin sağlanması amacıyla gereken istihdamın yaratılması ve işsizliğin azaltması yönündedir. Bu amaç doğrultusunda, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) istihdam yaratma potansiyellerinden azami biçimde yararlanarak, işsizliğin azaltılmasının sağlanacağı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra genç ve kadın işsizliğinin önüne geçilmesi adına işsiz kalmayı engelleyici aktif istihdam politikalarına ağırlık verilmiştir. Plan döneminde işgücü piyasası ile ilgili olarak hukuki düzenlemeler yapılmıştır. 4857 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte formel olarak çalışan firmalara düzenlemeler getirilmiş, haksız yere işten çıkarımlara ve kıdem tazminatına yönelik sınırlamalar önemli ölçüde rahatlatılmıştır. 4904 sayılı kanunla birlikte özel istihdam bürolarının açma olanağı sağlanmıştır. Bunun yanı sıra istihdamın ve yatırımların artırılmasını amaçlayan 5804 sayılı kanun yürürlüğe girmiştir.

Türkiye ekonomisi Sekizinci Kalkınma Planının başladığı 2000 yılında  %7.4 oranında büyüme sağlamış, fakat 2001 krizinin ardından %9.5 oranında daralmayla karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde uygulanan politikaların neticesinde makroekonomik istikrarın sağlanması amacıyla önemli adımlar atılmış ve ekonomik olarak yüksek büyüme performansı sağlanmıştır. Fakat plan döneminde gerçekleştirilen ekonomik büyümenin istihdam üzerindeki etkisi sınırlayıcı kalmıştır. Bu dönemde istihdamın artırılması ve işsizliğin azaltılması yönündeki sorunlar tam anlamıyla çözülememiştir. 2001-2005 yıllarını kapsayan dönemde istihdamdaki artış %0,4’dür, işsizlik oranı ise 2005 yılına gelindiğinde %10.6’ya ulaşmıştır. Bu durumda yaşanan ekonomik krizin etkilerinin yanı sıra tarım istihdamındaki azalma da belirleyici olmuştur. Bu dönem içindeki bir diğer önemli gelişme ise işgücü katılım oranlarının giderek azalmasıdır. 2001 yılında %49,8 olan işgücü katılım oranı 2005 yılının sonunda %46,4’e düşmüştür. Bu dönem zarfında istihdam edilenlerin çalışma çağındaki nüfus içindeki payının giderek azalması, genç ve eğitimli işsizlik oranlarının da giderek artması iş gücü piyasasındaki önemli sorunlardan bazıları olmaya devam etmiştir.

Sonuç olarak uygulanan tüm aktif istihdam politikalarına,  kurumsal ve hukuksal anlamda yapılan tüm düzenlemelere rağmen, işgücü piyasası 2001 krizinin olumsuz etkilerinden kurtulmayı tam anlamıyla başaramamıştır.