Türkiye'de Mevsimlik Tarım İşçilerinin Durumu

 

 

     Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi’nin (UNFPA)  Harran Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirdiği, ‘Mevsimlik Tarım İşçilerinin ve Ailelerinin İhtiyaçlarını Belirlenmesi Araştırması’ Kasım ayının ilk haftasında Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek tarafından açıklanmış bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçilerinin ve ailelerinin ihtiyaçlarını belirleyen ve aynı zamanda tespit edilen sorunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirilen bu raporda; nüfus, göç, yaşam koşulları ve üreme sağlığı alt başlıklarında sözü edilen bu gruba ilişkin pek de iç açıcı olmayan sonuçlar elde edilmiş durumdadır.

 

                                                    

 

      Şanlıurfa ve Adıyaman'da yürütülen bu araştırmada 3 milyonu aşkın mevsimlik tarım işçisinin eğitim, sağlık ve iş bilinci konusundaki durumları incelenmiş olup; bu grubun barınma, gıda, ulaşım imkanları ve üreme sağlığı hizmetleri başta olmak üzere temel sağlık hizmetlerine erişimleri ile tarımda mesleki riskler açısından dezavantajlı durumda oldukları gözler önüne serilmektedir. Söz konusu gruba yönelik erken ölüm ve hastalıkların önüne geçebilmek için gelecekte de yürütülebilecek çalışmalara da yol gösterici olmayı hedefleyen bu araştırma, Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından Şanlıurfa ve Adıyaman il merkezlerinde bin 21 hanede yürütülmüştür. Sadece söz konusu gruba değil aynı zamanda da ülkenin içinde bulunduğu duruma yönelik de önemli noktalara dikkat çekilen raporda, yaşam biçimi ve çalışma koşullarının sağlık düzeyini belirleyen en önemli faktörler olduğunu iddia edilmektedir. Tarımsal üretimin yaygın olduğu ülkelerde kaza, yaralanma, hastalık ve erken ölümler açısından kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve mevsimlik tarım işçilerinin özel risk grubu olarak tanımlanabileceğine de vurgu yapılmaktadır.

     Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2011 yılı verilerine göre, sürdürülebilir tarımsal üretimin kalbi olarak tanımlanan mevsimlik tarım işçilerinin Türkiye’de istihdam edilen 25 milyon iş gücünün yüzde 26’sını oluşturmakta olduğu ve yaklaşık 6,3 milyonluk tarımsal iş gücünün de neredeyse yarısını bu grubun oluşturduğunun  söylenmesinin ardından, gruba yönelik elde edilen sonuçlar sıralanmaktadır : Araştırmaya göre mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocuklarında ilköğretim net okullaşma oranı kızlarda yüzde 74, oğlanlarda yüzde 78 iken; lisedeki okullaşma oranının kızlarda yüzde 23'e oğlanlarda ise yüzde 33'e düştüğü tespit edilmiştir. Yani bu demek oluyor ki; kadınların dörtte üçü okula gitmemektedir ve 15 yaş üzeri her iki kadından biri ile her dört erkekten biri ilköğretim birinci kademeyi bitirmemiştir.

     Adrese Dayalı Kayıt Sisteminde çoğunluğu bebek ve üreme çağındaki kadınlar olmak üzere yüzde 10'unun nüfus kaydı bulunmayan bu grubun yüzde 80'i tek göz çadırda yaşamakta ve aynı yerde uyumaktadır. En çok tüketilen gıdalar ekmek, çay ve tahıl ürünleri olmakla beraber; uzun çalışma saatleri, banyo-tuvalet olmayışı, tarlada çalışırken sağlık hizmetlerine erişememe en sık belirtilen sorunlardır. Bu grubun çalışma alanlarında temiz içme-kullanma suyuna erişim oranı yüzde 33 olarak tespit edilmişken, atıkların açık alanlarda bırakıldığı ve son bir yılda yarısından fazlasının bir hastalık geçirdiği açıklanmıştır.

     Özellikle kadın/çocuk sağlığı ve kadına yönelik şiddetle ilgili ise iç açıcı olmayan sonuçlar tespit edilmiştir: Erkeklerin yüzde 18'i, kadınların ise yaklaşık yüzde 57'si 18 yaşını tamamlamadan önce evlenmiş olduğunun açıklanmasıyla beraber, genel olarak ilk evlenme yaşı Türkiye ortalamasından beş yıl daha küçük olarak tespit edilmiştir. Her yüz kişiden onunun TC kimlik numarası olmadığından aile hekimliği kaydının bulunmadığını, her on kadından birinin aile hekiminde gebelik kaydı bulunmadığına ve bundan dolayı iki gebeden birinin aile hekimi tarafından izlenmediğine dikkat çekilmiştir. Grubun anne ölüm oranının ise Türkiye ortalamasının yaklaşık on katı olduğu, doğurganlık hızının ise iki kat daha fazla ve ölü doğumların yine ülke ortalamasından beş kat daha fazla olduğu bildirildi. Evli kadınların gebeliği önleyici herhangi bir yöntemi duyma oranı yüzde 93,8 iken bu oran erkeklerde yaklaşık yüzde 84'dür; buna rağmen her üç evli kadından sadece biri modern ve etkili gebeliği önleyici yöntem kullanmaktadır. Kadınların yüzde 47'sinin en az bir kez düşük, yüzde 20'sinin ise en az bir kez ölü doğum yapmış olduğu grupta gebelik sırasında kanama, kansızlık ve yüksek tansiyon; doğumdan sonra psikoloji sorunlar, kanama ve ateş en çok bildirilen durumlar olmuştur. Her iki evlilikten birinin akraba evliliği olduğu açıklanan bu ailelerde, araştırmaya katılan kadınların yaklaşık yüzde 55'inin hayatlarının herhangi bir döneminde fiziksel, duygusal, ekonomik ya da cinsel şiddete uğradığını kaydedilmiştir.

     Tüm dünyada kadınların insan haklarının korunması ve geliştirilmesi konusunda özellikle üreme sağlığı konusu üzerine duran ve bu yönde çalışmalar üreten UNFPA, Türkiye’de gerçekleştirdiği bu çalışmada da hem sorunların tespitine hem de çözüm önerilerine katkıda bulunmuştur. Mevsimlik tarım işçilerinin özellikle hizmete erişememe nedeniyle erken ölümler ve hastalıkların yüksek olduğu, çalışma yaşamının en kötü şartlarına maruz kalan ve sosyal dışlanmanın bütün boyutlarını yaşayan bir grup olarak ele alındığı ifade edilen araştırmada, gözler önüne serilen tüm olumsuz sonuçlarla beraber aynı zamanda Türkiye'de önceki yıllara oranla sağlık ve sosyal sorunlara yönelik bilimsel çalışmaların artmaya başladığına ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Genelgesi’nin de  24 Mart 2010 yayınlanarak bu konuya devlet nezdinde yer verildiği açıklanmaktadır.

 

*Grafik, http://www.unfpa.org.tr/turkey/docs/mti_rapor_2012.pdf