Türkiye'de LGBT Toplumunun İnsan Hakları

 

     Türkiye’deki LGBT örgütlerinin ve İGLHRC’nin (İnternational Gay and Lesbian Human Rights Commission)  birlikte hazırladığı “Türkiye’deki LGBT Toplumunun İnsan Hakları İhlalleri Gölge Raporu”* Cenevre’de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi 106. Oturumu’nda, Türkiye hükümetinin değerlendirmesinde gündeme taşındı. Türkiye Delegasyonu karşında Türkiye LGBT örgütleri adına Şevval Kılıç değerlendirme toplantısına katıldı. Şevval Kılıç yaptığı konuşmada Türkiye’de son bir yılda 14 trans cinayeti işlendiğinin ve Türkiye’nin nefret cinayetlerinde dünyada ikinci sırada olduğunun altını çizdi. Türkiye hükümetinin bu ihlallere gözlerini kapattığından, çeşitli siyasi partiler ve sivil toplumun taleplerine rağmen yeni anayasaya “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesine karşı çıktığından ve ayrıca LGBT bireylerin ifade özgürlüklerinin engellendiğinden ve eşcinsellikle ilgili yayınların yasaklandığından bahsetti. Türkiye’nin uluslararası anlaşmalara saygılı olması ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğinden söz eden Kılıç LGBT bireylerin tüm yurttaşlarla eşit haklara sahip olmak istediğini belirtti.

     Son zamanlarda gerek LGBT örgütlerinin artan çalışmaları gerekse bazı yayınların bu konuyu gündeme çıkarması; hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurdu elbette. LGBT bireylerin ülke içerisindeki görünürlüklerinin artması ve yeni anayasa çalışmalarında yer almak istemeleri oldukça ‘doğal’ karşılandı kimi çevrelerce. Ancak  hem bazı siyasilerin hem de sanatçıların konuya ‘hastalık’ ya da ‘tedavi edilmesi’ gereken bir durum olarak yaklaşması ve bu düşüncelerini kamuoyu ile paylaşması olumlu seyreden bu durumun aksine olumsuz tutum ve yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunun yanı sıra son yıllarda yapılan araştırmalarda ve yaşanan olaylarda da sıklıkla görmeye başlıyoruz ki, birçok adi suçun bir yönünde LGBT bireylere karşı çıkan ve hatta onları komşu olarak bile görmek istemeyen insanlar karşımıza çıkmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri arasında eşcinselliğin kabul edilebilmesi konusunda bir karşılaştırma yapıldığı zaman, Türkiye sıralamanın en sonunda yer almaktadır. Zira eşcinselliğin asla kabul edilemeyeceğini söyleyenlerin oranı Norveç’te %6.4, Fransa’da %14.8 iken; bu oran Türkiye’de %  73.2’ye yükselmektedir.

     Türkiye’nin uluslararası antlaşmalara saygılı olması ve sorumluluklarını yerine getirmesinin söylendiği bu toplantıda da değinildiği gibi, ‘anayasada net olarak bir LGBT  tanımı olmaksınız, insan haklarından bahsedilmesi mümkün olmayacaktır’. Tüm yurttaşların eşit yaşam koşullarına sahip olabilmesinin sağlanması devletlerin göreviyse eğer, Türkiye de bunu sağlamalı ve insanların yönelimlerinden dolayı sorunlar yaşamasının önüne geçmelidir.

 

*http://www2.ohchr.org/english/bodies/hrc/docs/ngos/LGBT_HRC_Turkey_HRC106.pdf