Cumhurbaşkanı Seçimlerine Giderken Gündemdeki Tartışmalar ve Cumhurbaşkanının Yetkileri

Ali Can Gözcü

Parlamenter dizgelere sahip olan tüm ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de yürütmenin; cumhurbaşkanı ve hükümet olmak üzere iki kanadı vardır. Cumhurbaşkanı Türkiye’nin siyasi tarihi süreci içerisinde, her geçen gün yetkilerine yeni yetkiler eklenen, gücü elinde toplayan bir konuma gelmiştir. Türkiye’de cumhurbaşkanı tarafından yapılan hiçbir idari işlem için yargı yoluna gidilememekle birlikte, 2007 yılında yapılan kanun değişikliği ile birlikte seçme ve seçilme ile ilgili konularda da değişikliğe gidilmiş ve yetkileri artırılmıştır. Öyle ki Anayasamızın 104. Maddesinde yer alan cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında sıralanan, yasama ile ilgili olan yetkilerinden bir tanesi de TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek olarak belirtilmiştir. Bu madde ve diğer görev ve yetkileri ile ilgili Anayasada yer alan tüm maddeler cumhurbaşkanının mutlak güç sahibi ve devletin karar mercii haline gelmesine neden olmuştur. 2007 yılında yapılan değişiklikler ile birlikte ilk kez Cumhurbaşkanını halkın seçeceği bir seçim süreci öncesinde, kanun çıktığı günden bugüne dek çeşitli tartışmalar dile gelmiş, çeşitli yazarlar cumhurbaşkanını halkın seçmesinin olumlu ve olumsuz yönlerini ele almışlardır. Ne var ki tarih Ağustos 2014’ü göstermiş ve tüm bu tartışmaları geride bırakan ülkemiz Cumhurbaşkanını seçmek için hazırlıklara başlamıştır.

2007 yılında gerçekleştirilen kanun değişikliği ile birlikte, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, Cumhurbaşkanlığı görev süresinin 7 yıldan 5 yıla düşürülmesi, aynı kişinin tekrardan üst üste 2 kez aday olabilmesi gibi yenilikler getirilmiştir (Gözler, 2013). 5678 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ile birlikte Cumhurbaşkanlığına TBMM üyeleri içinden veya dışından aday gösterilebilmesi 20 milletvekilinin yazılı önerisi ile mümkün kılınmıştır. Ayrıca yüzde onu geçen siyasi partiler birleşerek ortak aday gösterebilir hükmü getirilmiştir(Tavaş, 2007).  Cumhurbaşkanının göreve başlama anının TBMM genel kurulunda andiçmesi  olarak belirtişmiş ve 5678 sayılı Kanun’un getirdiği yenilik ile birlikte eski Cumhurbaşkanının görev süresinin bitiminin de o an olduğu belirtilmiştir(Gözler, 2010). Yeni düzenlemeler ile birlikte artık, 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşı arasından, halkın Cumhurbaşkanı seçilmesi kararı yasalaşmıştır.  Bu seçimin nasıl olacağı ise Anayasa Madde 102 de yer almıştır. Geçerli olan oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olacak eğer ilk turda çoğunluk sağlanamaz ise, izleyen ikinci pazar günü, ilk oylamada en çok oyu alan iki adayın katılımı ile, yapılacak olan seçim sonrası geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olacaktır.  Anayasamızın 104. Maddesinde ilk kez sandığa gidip oylarımızla belirleyeceğimiz, Cumhurbaşkanımızın görev ve yetkilerine yer verilmiştir. “Özetle cumhurbaşkanı, devletin başı olma nedeniyle, hem yasama, hem yürütme, hem de yargı alanında devletin düzenli işleyişini sağlayacak işleri yapmakla görevlidir. Bu işleri, tam bir yansızlıkla ve tüm ulusun çıkarlarını kollayarak yapmalıdır”(Eroğul, 2012).

2007 yılından ilk kez Cumhurbaşkanının halkın seçeceği bugüne dek gelindiğinde çeşitli tartışmalar zaman zaman gündemde olmuştur. Bunlara değinmek ve ilerleyen yıllarda öngörülen ve tartışılan bu konuda ki gelişmeleri takip etmek açısından ne gibi yorumlar getirilmiş bir gözden geçirmek doğrı olacaktır. Bülent Yavuz, “2007 Anayasa Değişikliğinin Doğurduğu Tereddütler ve Çözüm Yolları” makalesinde; “Artık yürütme içinde doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı, Başbakana nazaran baskın bir konuma yükselecektir. Dolayısıyla Fransız uygulamasından ayrılan yönlerin de gittikçe zayıflaması gibi bir durum ortaya çıkması beklenebilir. Bu durumda artık 1982 Anayasasının öngördüğü hükümet sistemi ile 1958 Fransız Anayasası’nın öngördüğü hükümet sistemi arasında belirleyici denilebilecek fark kalmamıştır.” şeklinde eleştirisini dile getirmiştir (Yavuz, 2008).  Seçim ile ilgili konular bir başka tartışma konusunu gündeme getirmiş ve yapılan değişikliğin olumsuz sonuçlar doğuracağı bir çok kişi tarafından kaleme alınmıştır. Tanör ve Yüzbaşıoğlu; Halkın %51 oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanına sorumsuz ve yetkisiz bir statü öngörmek mantıklı değildir. Kaldı ki muhtemelen cumhurbaşkanından daha az oy desteğiyle ve meclisin güveniyle hükümet kuracak olan başbakanın, cumhurbaşkanının arasındaki %51’i aşan oyun ağırlığıyla ezilmesi, sinmesi kaçınılmaz olacaktır.” şeklinde tartışmaya yeni bir yorum getirmişlerdir (Tanör,Yüzbaşıoğlu, 2002). Farklı bir görüş de Özbudun’a aittir. Özbudun; “Anayasada güçlü yetkilerle donatılmış olan Cumhurbaşkanı, buna doğrudan doğruya halk iradesiyle seçilmiş olmanın verdiği manevi otorite de eklendiği taktirde, kolayca siyasal sistemin hakim unsuru haline gelebilir.” diyerek Cumhurbaşkanının, siyasal sistem üzerinde bir baskı unsuru olabileceğini vurgulamıştır (Özbudun, 2007).

Peki, cumhurbaşkanını seçecek olan halk karar verirken neye dikkat edecektir. Adayın partisine mi, dünya görüşüne mi, bugüne dek yaptığı çalışmalara mı? Cumhurbaşkanının partiler üstünde ve tarafsız olması gerektiği vurgusunu düşündüğümüzde acaba bu mümkün olacak mıdır? “Halk en iyi kişi yerine popülaritesi fazla olan kişiyi seçebilir. Halkın seçimiyle cumhurbaşkanının tarafsızlığının nasıl sağlanacağı da tartışmalı hale gelecektir. Zira, siyasi partilerin desteğini almayan birinin cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün görülmemektedir”(Taşkın). Benzer bir yorumda Memiş’e aittir. Memiş; “ Demokratik yaşam-denge niteliklerinin yeterince güçlü olmayan toplumlarda yürütme işlevinin bir ‘Başkan’da toplanması, kişisel sapabilme olanağını doğurabilecektir. Aslında halkın seçeceği bi Cumhurbaşkanında partilerin nasıl davranışlara girebileceği de sorulabilir” ifadelerine yer vermiştir (Memiş, 2005).  “Seçmenler, şu ya da bu adaya, onun tarafsız olacağını düşündükleri için değil, aksine, kendi taraflarında olacağını düşündükleri için oy verirler” (Eroğul). Bu çıkarsamanın tüm toplumunun genel yapısını düşündüğümüzde aslında yanlış olamayacağını söylemek doğru olacaktır. Çünkü toplumumuzda halk, takım tutar gibi parti hatta kişi tutar konuma gelmiştir. Yani onlara göre yenseler de yenilseler de her zaman tek bir seçenek vardır. Bu şekilde düşünmek eleştirel bakış açısına sahip olmadan karar vermek, seçimlerin ne derece sağlıklı sonuçlar doğuracağını sorgulamamız açısından da önemli bir yere sahiptir.  Cumhurbaşkanını halkın seçmesinin olumlu yönlerinden bahseden Buran; “ Cumhurbaşkanının halkın belirlediği yasama değil da doğrudan halk tarafından seçilmesi; halkın iradesinin siyasal sürece daha iyi yansımasını sağlar. Cumhurbaşkanının psikolojik açıdan sorumluluğu veya borçluluğu; parlamentoya karşı değil; artık halka karşıdır” (Buran). Şeklinde tespitlere yer vermiştir. Tüm bu tartışmaları, iyi mi yoksa kötü mü olur düşüncelerini bir kenara bıraktığımızda karşımıza bir gerçeklik çıkacaktır. O da günler sonra Türkiye Cumhuriyeti tarihi içerisinde halkın kendi Cumhurbaşkanını verdiği oylar ile doğrudan seçeceği gerçekliğidir. Bu seçim aslında bir başlangıcın temsili olmakla birlikte, gelecek Türkiye’ye atılanda yeni bir adım olacaktır. Bireylerin, Cumhurbaşkanı adaylarının vaatlerini, yaşam öykülerini, otoriteliğini ve diğer tüm önemli unsurları ama en önemlisi de Türkiye Cumhuriyetinin geleceğini düşünerek oy kullanmaları şarttır. Yazının sonuna geldiğimizde bir şeye daha vurgu yapmak gerekliliğini hissediyoruz. Vereceğimiz yetkiler şuan sizin elinizdedir ve siz bu yetkileri yalnızca TEK bir insana devredeceğizdir. Bu yetkiler Anayasa Madde 104 de yer aldığı şekliyle alt kısımda yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti için güzel sonuçlar doğuracak bir seçim olması ümidiyle.

Yasama ile ilgili olanlar: Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak, Türkiye Büyük Millet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak, Kanunları yayımlamak, Kanunları tekrar görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak, Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümünün veya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

Yürütme alanına ilişkin olanlar: Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek, Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek, Gerekli gördüğü hallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığı altında toplantıya çağırmak, Yabancı devletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetine gönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek, Milletlerarası andlaşmaları onaylamak ve yayımlamak, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek, Genelkurmay Başkanını atamak, Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak, Millî Güvenlik Kuruluna Başkanlık etmek, Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve kanun hükmünde kararname çıkarmak, Kararnameleri imzalamak, Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak, Devlet Denetleme Kurulunun üyelerini ve Başkanını atamak, Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak, Yükseköğretim Kurulu üyelerini seçmek, Üniversite rektörlerini seçmek,

Yargı ile ilgili olanlar: Anayasa Mahkemesi üyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Askerî Yargıtay üyelerini, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek. Cumhurbaşkanı, ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğer görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

 

Kaynakça

Buran. H., Devletbaşkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye’de Cumhurbaşkanın Halk Tarafından Seçilmesinden Sonraki Dönemde Siyasal Sistemin İşleyişindeki Yerleri Konusunda Bazı Senaryolar.

Eroğul. C., (2012), Anatüzeye Giriş (“Anayasa Hukuku”na Giriş), Ankara.

Eroğul. C.,  2007 Cumhurbaşkanı Seçimi Bunalımından Çıkarılabilecek Dersler.

Gözler. K., (2010), Anayasa Hukukuna Giriş, Bursa.

Gözler. K., (2013), Türk Anayasa Hukuku Dersler, Bursa.

Gözübüyük. Ş., (2002), Anayasa Hukuku, Ankara.

Kerse. A., (1973), Türkiye’de 1961 Anayasasına Göre Cumhurbaşkanı.

Memiş. E.,(2005), Türkiye’de Anayasa Gelişimleri Eğrisi (1808-2005), Anayasa Hukuku Notları, İstanbul.

Önder. S., (2007), Türk Parlamenter Sisteminde Cumhurbaşkanının Rolü, Ankara.

Özbudun. E., (2013), Türk Anayasa Hukuku, Ankara.

Özbudun. E., (2007), Cumhurbaşkanlığı Seçimi Öncesi Cumhurbaşkanlığı Sempozyumu, Tebliğ, Ankara.

Özbudun. E., Cumhurbaşkanı Seçimi ve Anayasa.

Tanör. B., Yüzbaşıoğlu. N.,(2002), 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul.

Taşkın. Ş.C., 2007 Anayasa Değişikliklerinden Sonra Türkiye’nin Hükümet Sistemi ve Cumhurbaşkanının Konumu.

Tavaş. İ.H., (2007), Türk Anayasalarında Cumhurbaşkanı Seçimi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Yavuz. B., 2007 Anayasa Değişikliğinin Doğurduğu Tereddütler ve Çözüm Yolları.