Erken Yaşta Evlilik : Çocuk Gelinler

02.11.2012

 

                                               

 

     193 üyeli Birleşmiş Milletler’in Genel Kurulu’nda Kanada, Peru ve Türkiye tarafından hazırlanan bir karar tasarı tartışılıyor ve bütün ülkelerin onayıyla kabul ediliyor; 2012 yılından itibaren her 11 Ekim’de kutlanacak olan Dünya Kız Çocukları Günü. Bu yıl ilk kez kutlanan günün teması ise oldukça anlamlı, çocuk gelinler..  Böyle bir ilki gerçekleştirme konusunda büyük bir adım atılmış olmasına rağmen ise, Türkiye’de çocuk gelinler konusunda olumlu sonuçlara ulaşmış olduğumuzu görmek ise biraz zor. Zira Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin Ekim ayında yayınladığı Türkiye’ye dair gözlem raporunda, erken yaşta evliliklerin halen ciddi bir sorun olarak varlığını devam ettirdiğini görmekteyiz. Küçük yaşta çocukların evlendirilmesinin önüne geçmek ve tüm dünyada acil bir eylem planı hazırlayabilmek için kabul edilen bu tema ile birlikte Türkiye’de de bu sorun yeniden tartışmaya açılmış durumdadır; peki Türkiye’de durum nedir?

      Kasım ayı içerisinde Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) tarafından yazılı açıklamada, 2012 yılı itibariyle Türkiye’de var olan çocuk gelin sayısı 181 bini aşmış bulunmakta ve bu rakamla beraber bir önceki yıla oranla var olan artış %94,2 olmuştur. Uluslararası anlaşmalarda, çocuk yaşta yapılan/yaptırılan evlilikler hem her yönüyle bir şiddet aracı hem de bir insan hakları ihlali olarak kabul edilmekte olduğunu da göz önünde bulundurulursa eğer,  erken yaşta evliliklerle beraber kadınların eğitim başta olmak üzere bir çok hakkından mahrum bırakılmasının ülkenin gelişmesini, kalkınmasını ve demokratikleşmesini nasıl kötü yönde etkileyeceği görülebilir.

     Türk Medeni Kanunu’nda daha önce  aile izniyle evlenmede erkeğin 17, kadının ise 15 yaşını doldurmuş olması; mahkeme kararıyla evlenmede ise erkeğin 15, kadının ise 14 yaşını doldurmuş olması şartını aranmaktaydı.  Yenilenen kanunda bu yaş sınırı 17 olarak eşitlenmiş olsa bile, sadece 2011 senesinde 20 bin ailenin 16 yaşını doldurmamış kızlarını evlendirebilmek için mahkemeye başvurmuş olduklarını unutmamak  gerekir. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu ( USAK) tarafından 2011 Kasım ayında, ‘Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler : Çocuk Gelinler’ başlığıyla yayınlanan rapora göreyse, 18 yaş altında yapılan evlilikler erken yaşta evlilik olarak kabul edilmek koşuluyla, Türkiye’de her üç kadından birisi erken yaşta evlilik yapmaktadır ya da yapmaya zorlanmaktadır. Bununla beraber Avrupa ülkesi olarak sayılan 14 ülke içerisinde, yüzde 17’lik çocuk gelin oranıyla birinci sırada gelen Gürcistan’ın ardından, %14’lük oranla Türkiye’de çocuk yaşta gelinler sıralamasında ikinci sırada yer almaktadır. Türkiye’nin ardından yüzde 10 oranıyla Ukrayna geliyor. Rapor, İngiltere ve Fransa’da yetişkinlerin en az yüzde 10’unun 18 yaşının altında evlenmiş olduğunu ileri sürerek, erken evliliklerin sadece gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş Avrupa ülkelerini de kapsayan küresel bir sorun olduğu gerçeği üzerinde duruyor.

     Sonuç olarak, erken evlilikler denildiğinde, karşımıza çoğunlukla “çocuk gelinler” çıktığını ve  kız çocuklarının erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirilmekte olduklarını ve bu evliliklerin ciddi sorunlar yaratmakta olduğunu unutmamak gerekir. . Bu sorunun kaynağını bulmaya çalışırken ise, sebeplerin bir değil birden çok olduğunu ve birbiriyle ilişkili olduğunu göz ardı etmemek gerekmektedir. Sadece Türkiye’de değil dünya genelinde erken evliliklerin yüksek oranda gerçekleştiği ülkeler incelenecek olursa eğer, sorunun kaynaklarını bulmak ve bir çözüm önerisi geliştirmek daha kolay olacaktır kanımca. Var olan bu durum özellikle kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte, kadınların yaşamsal imkânlarının ve hayat tercihlerinin azalmasına sebep olmaktadır. Buna rağmen Türkiye gibi ataerkil kültürel özelliklere sahip olan toplumlarda ise genellikle erken evliliklerin bir sorun olarak düşünülmediğini, oysa bunun sadece ‘gelenek’ olarak değerlendirilemeyecek kadar önemli bu mesele olduğunu göz ardı etmemekle beraber; Türkiye’nin bir an önce imzaladığı uluslararası antlaşmalara uyarak evlilik yaşını kırsalda dahil 18 yaşına çıkarmak ve bunun uygulanmasını sağlamakla beraber bu sorunun önüne geçebileceğinin; sadece kız çocuklarının ve kadınların bireysel hayatlarını değil aynı zamanda ülkenin de gelişmesi ve demokratikleşmesi yönünde ciddi bir adım atmış olacağının altını çizmek gerekir.